Yer Değiştiren Sokaklar · 1. Sezon · 4. Bölüm
Eve Giden Uzun Yol
Yapay zekâ ile yazıldı ve yayınlanmadan önce kontrol edildi. Bu bir kurgudur: kişiler ve yerler tamamen uydurmadır.
Şimdiye kadarki hikâye
Marrowick'te sokaklar, Yol Bulucular tebeşirle işaretlemedikçe gece yarısındaki Dönüş sırasında kendi kendilerine yer değiştirir. Çırak Ilo Brandle, Kunduracılar Sırası'na çizdiği minik tebeşir işaretinin hiç silinmediğini fark etti. Usta Fenn ise asıl anahtarın hiçbir zaman tebeşir olmadığını düşünüyor. Şimdi Ilo ile keçisi Paspas, kaybolmuş Fırıncılar Yolu'nun üstünde diz çökmüş, ondan eve dönmesini rica etmeyi umuyor.
Merkez'deki saat gece yarısının ilk vuruşunu çaldı ve Ilo bunu dizlerinde hissetti.
Fırıncılar Yolu, olmaması gereken bir yerde, tabakhanenin arkasında duruyordu. Fırınları soğuktu, dükkân tabelaları eğri asılmıştı. Eski yerinde ise iki köşe, Usta Fenn'in tebeşiriyle bembeyaz parlıyordu. Ortasında sokak olmayan bir kapı aralığı gibiydiler.
"Lütfen," dedi Ilo. Sesi çok ince çıktı. Avucunu kaldırım taşlarının üstüne düz bir şekilde koydu. "Yanlış yerdesin. Eve döner misin?"
Hiçbir şey olmadı. İkinci vuruş. Üçüncü vuruş. Paspas, cebindeki kâğıdın bir köşesini çiğnemeye başladı. Bu kötü bir işaretti, çünkü Paspas bunu yalnızca endişelendiğinde yapardı.
Ilo saydı. Korktuğunda hep sayardı. Bir, iki, üç, dört. Son işareti tutmuştu ama belki de şans eseriydi. Belki sokak omuz silkip Gevşek Mahalle'ye doğru çekip gidecekti, üstünde de Ilo diz çökmüş halde kalacaktı.
Sonra elinin altındaki kaldırım taşları ısındı. Bu, Kunduracılar Sırası'ndaki küçük işaretin sıcaklığının aynısıydı. Bir emir değildi. Daha çok, birinin duymak için biraz daha yaklaşması gibiydi.
"Seni tutmayacağım," dedi Ilo ve kendi sözlerine kendi de şaşırdı. "Tebeşir tutar, biliyorum. Ama fırıncı seni özledi, ekmeklerinin de gidecek yeri yok. Ben sadece rica etmek istiyorum."
Dokuzuncu vuruşta Fırıncılar Yolu titredi. Gevşek ne kadar kepenk varsa hepsi birden tangırdadı. Paspas dört toynağını yere sağlamca bastı ve alınmış gibi baktı.
Sokak azıcık yükseldi, uykusundan doğrulan biri gibi. Sonra kaymaya başladı. Yavaş ve kibar hareket ediyordu, sanki kimsenin çayını dökmek istemiyordu.
Ilo bir lamba direğine sarıldı. Daha önce hiç sokağa binmemişti. Tabakhane duvarı kayıp geçti, ardından bir sıra yağmur fıçısı, sonra da başka bir sokağa dönüşmekte olan karanlık bir ara yol. Sol tarafta bir yerlerde Gevşek Mahalle, boğazını temizleyen bir dev gibi gümbürdedi.
"Oraya değil," diye fısıldadı Ilo. Fırıncılar Yolu durdu, sallandı ve Merkez'e doğru geri döndü. Saat kulesini göremiyordu ama orada olduğunu biliyordu. Marrowick'te hiç yerinden oynamayan tek şey oydu.
Sonra önlerindeki sokak ikiye ayrıldı. Bir sıra kaldırım taşı birden çöktü ve çukurdan soğuk bir hava yükseldi. Başka birinin sokağı kayıp yolun üstüne gelmişti, kenarı boşlukta asılı kalıyordu.
Ilo teneke düdüğünü çıkarıp kısa bir nota üfledi. Yankı yavaş ve yumuşak döndü, bir kuyunun dibinden gelen ses gibi. Bu, ilerideki zeminin kaymak üzere olduğu anlamına geliyordu ve oraya basmaması gerektiğini biliyordu.
Paspas dinlemek için durmadı. Sola doğru tırısla gitti, gevşek bir rögar kapağının üstünden atladı ve sakalını zaferle kaldırarak gri bir kaldırım taşının üstünde durdu. Dönüp ona baktı ve melemeye başladı.
"Pekâlâ," dedi Ilo. "Sana güveniyorum." Ona kadar olan adımları saydı, dokuz uzun adımdı, ve ayağını tam onun bastığı yere koydu. Taş sağlam kaldı. Arkasında sokak nefesini tutmuş gibiydi, sonra peşlerinden geldi. Bütün lamba direkleri tık tık diye keçisinin ardında sıraya girdi.
Böyle ilerlediler. Ilo rica etti, Paspas seçti, sokak da peşlerinden kaydı. Bir keresinde sokak takılıp kaldı, Ilo da "Zor olduğunu biliyorum. Senin de garip bir haftan oldu," dedi. Sokak uzun bir gıcırtı çıkarıp yoluna devam etti. Bir keresinde de Boşluk'tan gelen şişman, gri bir sis parmağı çatıların üstünden süzüldü ve o geçene kadar bütün sokak kıpırdamadan bekledi.
Sonunda düdüğünün yankısı keskin ve çabuk döndü, taş bir salonda çalınan alkış gibi. İleride Fenn'in iki beyaz köşesi karanlıkta parlıyordu.
Fırıncılar Yolu, anahtarın kilide girmesi gibi tertemiz bir şekilde aralarına kaydı. Son kaldırım taşı da tık diye yerine oturdu. Fırınlar, eğri tabelalar ve un serpilmiş kapı eşikleri, hepsi evine dönmüştü. Ilo olduğu yere çöktü ve bacaklarının titrediğini fark etti.
Paspas kâğıdının kalanını yedi. Ilo ona ses çıkarmadı.
Şafaktan önce bir arka kapı açıldı ve Tamsin Quill önlüğüyle orada durdu, kendi sokağına bakıyordu. Yukarı baktı, sonra aşağı, sonra Ilo'ya. Uzun bir süre hiçbir şey söylemedi. Sonra kötü sabahlara yaptığı gibi, anlaşılan artık mucizelere de öyle yaparak omuz silkti ve içeri döndü.
Bir dakika sonra ilk fırın kapağı gürledi ve sıcak ekmek kokusu kaldırım taşlarının üstüne yayıldı.
Ilo elini bir kez daha sokağın üstüne koydu. Sıcaktı, biraz yorgundu ve ona kalırsa memnundu. Marrowick'in öbür ucundan, Gevşek Mahalle yönünden, ikinci bir sıcaklık hissetti; belli belirsiz ama kesindi. Bu, hayatı boyunca hiç tebeşirlenmemiş başka bir sokaktı ve yüzünü ona çevirmişti.
Bugünlük bu kadar.