Kayan Sokaklar · 1. Sezon · 3. Bölüm
Sıcak İz
Yapay zekâ ile yazıldı ve yayınlanmadan önce kontrol edildi. Bu bir kurgudur: kişiler ve yerler tamamen uydurmadır.
Şimdiye kadarki hikâye
Marrowick'te sokaklar, Yol Bulucular Sessiztaş tebeşiriyle işaretlemedikçe gece yarısı yer değiştirir. Çırak Ilo Brandle son tebeşir kırıntısını bir lamba satıcısına yardım etmek için harcadı ve Fırıncılar Yolu işaretsiz kalıp kayıp gitti. Ama Kunduracılar Sırası'nda yaptığı minik bir iz hiç silinmedi. Öğretmeni Usta Fenn de az önce o izin sıcak olduğunu fark etti.
Usta Fenn elini küçük beyaz izin üzerinde tuttu. Kunduracılar Sırası boyunca kunduracılar topuklara çekiç indiriyordu. Ilo sakin kalmak için çekiç vuruşlarını saydı. Fenn konuştuğunda yirmi ikiye gelmişti.
"Sıcak," dedi Fenn. Sonra öksürdü; paslı bir kapı gibi uzun, gıcırdayan bir öksürüktü bu. Öksürük geçince kırk cebinden birine daldı ve düz bir parça Sessiztaş çıkardı. Taşı Ilo'nun yanağına dayadı. Kış günü bir kaşık kadar soğuktu.
"Tebeşir soğuktur," dedi Fenn. "Tebeşir solar. Seninki ikisini de yapmadı. O halde deneyeceğiz."
Önce başparmak tırnağıyla izi kazıdı. Hiçbir şey çıkmadı. Sonra mataradaki suyla ıslattı. Yine hiçbir şey olmadı. Paspas eğilip izi yaladı, çünkü Paspas kâğıt olabilecek her şeyi yalardı. Yüzünü buruşturup hapşırdı. İz bir bezelye kadar parlak kaldı.
Fenn teneke düdüğünü çıkarıp kısa bir nota çaldı. Yankı dükkân cephelerinden hemen geri döndü. "Hızlı," dedi. "Ama öğle vakti her sokağın yankısı hızlıdır. Yavaş yankı ancak Dönüş'ten önceki son saatlerde gelir. Akşamı beklememiz gerekecek."
"Bana tam olarak ne yaptığını anlat," dedi.
"Adımlarımı saydım," dedi Ilo. "Köşeden on iki adım. Sonra izi yaptım ve 'lütfen kal' dedim." Botlarına baktı. "Fısıldadım. Sadece Burrick sıkışmış kaldığı için yaptım. Sonra da tebeşirim kalmadığı için Fırıncılar Yolu kayıp gitti. Benim suçum."
"Sokak işaretlenmediği için kaydı," dedi Fenn. "Sokaklar böyle işler. Senin izlerin de herkesinki gibi hep şafağa kadar durdu. Belki işin akıllı kısmı hiçbir zaman tebeşir değildi." Bunu hafifçe söyledi ama Ilo'ya tam olarak bakmadı.
Ilo bunu hiç sevmedi. Bir yıl boyunca tebeşirinin kötü olmasından korkmuştu. Tebeşirin hiç önemli olmayabileceğini düşünmek tuhaftı.
Öğleden sonra Fırıncılar Yolu'nu bulmaya gittiler. Sokak artık tabakhanenin arkasında, bir duvarla eski varil yığınının arasına sıkışmış duruyordu. Koku berbattı. Tamsin Quill kapısında, dirseklerine kadar una bulanmış halde duruyordu; içeri dönmeden geçip giden çuval yüklü bir arabayı izliyordu.
"Un satıcısı beni bulamıyor," dedi Tamsin omuz silkerek. "Müşteriler beni bulamıyor. Ama ekmek nerede piştiğini umursamaz. Tabakçılara satarım. Onlar hiç iyi ekmek yememiştir." Bunu neşeyle söyledi ama gözleri çok yorgun görünüyordu.
Burrick Oss, lamba dolu el arabasıyla gıcırdaya gıcırdaya geldi. Her zamanki gibi lambalarla konuşuyordu. "Hayır, hayır, kaybolmadık. Kaybolan sokak. Biz tam olduğumuz yerdeyiz." Ilo'yu görünce yüzü aydınlandı. "Pirinç olanım bu ara sokağın yağmur koktuğunu söylüyor. Ben de ona dedim ki, o tabakhane. Dinlemiyor ki."
Ilo gülümsedi. Sonra Tamsin'in soğuk kapı eşiğine baktı ve aklına küçük, korkutucu bir plan geldi. Saya saya vazgeçmeye fırsat bulamadan söyledi. "Fırıncılar Yolu'ndan eve dönmesini istesem?"
Fenn bir süre sustu. "Sokaklar üzerinde duranı da taşır," dedi. "Kayarsa sen de onunla gidersin. Seni nereye götüreceğine söz veremem."
"Ama Merkez ucunu işaretleyeceksiniz," dedi Ilo. "Bir de tabakhane ucunu. Böylece sadece tek yöne gidebilir."
"Hm," dedi Fenn. Gurur duyup bunu söylemek istemediğinde çıkardığı sesti bu. "Bu aptalca değil. Paspas seninle gelir, nasılsa onu durduramam. Bunu da sen sakla." Ilo'nun avucuna bir Sessiztaş kırıntısı bastırdı. Mercimekten büyük değildi.
Güneş batarken lambalar yandı. Fenn, Fırıncılar Yolu'nun girişinde düdüğünü öttürdü. Yankı yavaşça, gerilerek ve titreyerek geri geldi; sanki sokak esniyordu. Paspas'ın kulakları yatıverdi. Zamanın neredeyse geldiğini o bile duyabiliyordu.
Fenn iki köşeyi uzun, düzgün çizgilerle işaretledi. Sonra mendilini ağzına tutarak geri çekildi. Tamsin de yanında duruyordu; sıcak bir somunu fener gibi tutuyordu.
Ilo sokağın ortasına yürüdü. On iki adım saydı, çünkü güvendiği sayı buydu. Paspas önden koşturup bir kaldırım taşı yamasının üstünde durdu. Orayı iki kez tepti. Ilo da yanına geçti.
Çok uzakta Merkez saat kulesi, gece yarısının ilk vuruşu için toparlanıyordu. Ilo diz çöküp avucunu taşların üzerine düz bastırdı. Taşlar serindi, sonra değildi. Derin bir nefes aldı ve fısıldamaya başladı.
Bugünlük bu kadar.