UNIHOLIX Today

UNIHOLIX Originals

Kendi hikâyemizin yeni bir bölümü her gün, yapay zekâ ile yazılıyor ve yayınlanmadan önce kontrol ediliyor.

Yer Değiştiren Sokaklar · 1. Sezon · 2. Bölüm

Kalan İz

Yapay zekâ ile yazıldı ve yayınlanmadan önce kontrol edildi. Bu bir kurgudur: kişiler ve yerler tamamen uydurmadır.

Şimdiye kadarki hikâye

Marrowick'te sokaklar, bir Yol Bulucu onları beyaz Sessiztaş tebeşiriyle işaretlemedikçe her gece yarısı yer değiştirir. On iki yaşındaki çırak Ilo Brandle, Fırıncılar Yolu'nu tebeşirlemeye gönderildi; ama son kırıntısını Gevşek Mahalle'de bir lamba satıcısına yardım etmek için harcadı ve bir sokaktan yerinde kalmasını istedi. Sokak yerinde kaldı, onun minicik izi de gün doğarken silinmedi.

Ilo, kaburgalarına bir lamba batarken ve bir keçi kolunu çiğnerken uyandı. Bir an nerede olduğunu anlamadı. Sonra arabayı, kaldırım taşlarını ve sokağın ellerinin altında nasıl mırıldandığını hatırladı.

Paspas kolunu sevgisinden çiğnemiyordu. Yanındaki lambanın üzerinde bir kâğıt etiket bulmuş, çok güzel bir sandviçi olan biri gibi yavaş yavaş yiyordu. Ilo etiketi geri aldı. Üzerinde NAZİK FİTİL yazıyordu. Şimdi çoğunlukla NAZ kalmıştı.

Ilo arabadan indi ve tebeşirini bastırdığı kaldırım taşının önünde diz çöktü. İz hâlâ oradaydı. Beyazdı, yuvarlaktı, bezelyeden büyük değildi. Marrowick'teki her tebeşir izi şafakla birlikte silinirdi. Bu ise taze yapılmış gibi duruyordu.

Ilo ayağa kalktı ve köşeye kadar adımlarını saydı. Kırk bir. Geri dönerken yine saydı. Yine kırk bir. Gevşek Mahalle'de bir sokak bir sabah yirmi adım uzunluğunda olabilir, ertesi sabah altmış. Bu sokak tek bir adım bile değişmemişti.

"Günaydın, Pirinç," dedi arkasından bir ses. Burrick Oss battaniyelerden yuvasında doğrulmuş, arabadaki en büyük lambaya başını sallıyordu. "Günaydın, Küçük Nokta. Gece yol mu aldık? Yol almış gibi hissetmiyorum." Aynı evlere ve aynı eğri bacaya baktı. "Ah. Yol almamışız. Ne tuhaf. Lambalara söylemem gerek."

Sokak boyunca kapılar açılmaya başladı. İnsanlar terlikleriyle dışarı çıktı, kapı eşiklerinde durup sokağa baktı. Bir adam sardunyanın üzerinde sulama kabını tuttu ve su dökmeyi unuttu. "Şu komşumun mavi kapısı," dedi yavaşça. "Tam karşımda. Oysa hep başka bir yerde olur."

"Bir sorun mu var?" diye sordu Ilo.

"Bilmiyorum," dedi adam. "Kırk yıldır burada yaşıyorum ve aynı manzarayı hiç iki kez görmedim. Ona bir hediye vermem gerekiyormuş gibi hissediyorum."

Ilo teneke düdüğünü çıkardı ve kısa bir nota üfledi. Yankı duvarlardan hemen, çabuk ve net geri geldi; sağlam bir sokakta olduğu gibi. Bir daha üfledi, yankı yine çabucak döndü. Burada hiçbir şey yerinden oynamak üzere değildi. Sevinmeye çalıştı ama midesi buz kesmişti.

Bir kadın, her kolunda bir tepsi ekmekle ve kaşlarında un olduğu hâlde sokaktan acele acele geldi. "Sen Usta Fenn'in çırağısın," dedi. "Ben Tamsin Quill, fırıncıyım. Fırıncılar Yolu dün gece yer değiştirdi. Şimdi tabakhanenin arkasında, fırınlarım da bir kanalın yanlış tarafında kaldı. Kimse tebeşirlememiş."

Ilo yüzünün kızardığını hissetti. "Beni onu tebeşirlemeye göndermişlerdi," dedi. "Yapmadım." Gerisini de söylemeye kendini zorladı. "Bir kırıntım kalmıştı, onu burada kullandım."

Tamsin ona uzun uzun baktı, sonra minik beyaz ize, sonra da yerinden oynamamış sokağa. "Eh," dedi, tepsileri düzelterek. "Ekmek geç kalacak ama sıcak olacak. Daha kötü sabahlarım oldu." Ardında güzel kokulardan bir iz bırakarak sokaktan uzaklaştı; Paspas da onu üç sokak boyunca takip etti, sonunda Ilo geri çağırdı.

Ilo ne yapması gerektiğini biliyordu. Hiçbir şey söylemeyip Usta Fenn'in sormamasını umabilirdi. Ama iz hâlâ oradaydı ve o bunu anlamıyordu. Anlamadığı bir şey, yanlış yaptığı bir şeyden daha ağır geliyordu. Bütün hikâyeyi Pirinç'e bir kez daha anlatan Burrick'e hoşça kal dedi ve Merkez'e doğru yola çıktı.

Paspas her zamanki gibi önden gitti. Yalnızca sağlam taşlara basıyordu, Ilo da onun bastığı yere basıyordu. Yol boyunca önceki geceden kalma eski Yol Bulucu izlerinin yanından geçti. Artık soluk gri lekelerdi, camdaki nefes gibi sönüyorlardı. Arkasında kalan kendi izi ise hâlâ parlaktı.

Usta Fenn, Merkez saat kulesinin dibine yakın iki odada otururdu. Ilo onu görmeden sesini duydu. Öksürüğü, şiddetli rüzgârda paslı bir kapı gibi gıcırdıyordu. İçeri girdiğinde Fenn koltuğunda oturuyordu; kırk cepli paltosuna sarınmıştı ve bir fincan çaya sanki ona hakaret etmiş gibi dik dik bakıyordu.

"İtiraf etmek üzere olan birine benziyorsun," dedi Fenn. "Çabuk ol. Merak çekecek hâlim yok, fazla hastayım."

Böylece Ilo her şeyi anlattı: düdüğü, sıkışan arabayı, kırıntıyı, Dönüş'ü ve mırıldanan sokağı. Silinmeyen izi ve kırk bir adımı da anlattı. Fırıncılar Yolu'nu da atlamadı.

Fenn bir süre hiçbir şey demedi. Sonra öksürdü, çayını içti ve sanki bir hırsız arıyormuş gibi ceplerini tek tek yoklamaya başladı. "Tebeşir şafakta solar," dedi sonunda. "Her zaman. Kırk yıldır böyle, benden önceki yüz yıl da böyleydi. Bezelye büyüklüğünde bir kırıntı bir sokağı bir saat bile tutmamalı, bir gece hiç tutmamalı."

"Biliyorum," diye fısıldadı Ilo. "Bir yanlışlık olmalı diye düşündüm. Belki yanılıyorum, sokağın sadece yerinden oynayası gelmemiştir."

"Sokaklar öyle yapmaz," dedi Fenn. Koltuğa tutunarak yavaşça ayağa kalktı. Genelde sönük bakan gözleri parlak ve keskindi. "Fırıncılar Yolu bu gece, ikimiz birlikte, usulüne uygun tebeşirlenecek. Ama önce beni Kunduracılar Sırası'na kadar yürüteceksin. Şu izini görmek istiyorum."

İkisi birlikte dışarı çıktı; yaşlı Yol Bulucu genç olana yaslanıyor, keçi önlerinde tırıs gidiyordu. Kunduracılar Sırası'nın sonunda Fenn kaldırım taşlarına dizlerinin üstüne çöktü ve iki parmağını minik beyaz dairenin üzerine koydu. Orada o kadar uzun kaldı ki Ilo nefeslerini saymaya başladı.

"Sıcak," dedi Usta Fenn çok alçak sesle. "Ilo. Tebeşir asla sıcak olmaz."

Bugünlük bu kadar.

Son yedi gün

UNIHOLIX Originals — UNIHOLIX Today